Eller eller eller

El hayatımızda ne kadar çok anlamı olan bir organ. Bebek dünyayı elleriyle keşfetmeye başlıyor. Fiillerin çoğunu elimiz ile yapıyoruz. İçinde el kelimesi geçen onlarca deyimimiz var türkçede.Eldeki kemik sayısı diğer kısımlarına göre vücudun oldukça fazla. El için üretilmiş birçok alet edevat var. Elimiz ile yemek yiyor, yazı yazıyor, temizleniyoruz.

Peki ellerimize ne kadar özen gösteriyoruz? Sağlıklı beslenmek, temiz tutmak, el bakımı yapmak, el aksesuarları kullanmak

 

Ben ne zaman canım sıkılsa ellerimle ilgilenirdim öğrenciliğimde. Elim gözüme güzel gözüktüğünde içim ferahlardı.

İlk mesajı bir kişiden, bir nesneden, bir canlıdan dokunarak alıp veriyoruz beş duyumuzdan birine sahip tenimizle ama en fazla elimizi dokunduruyoruz. Duygularımızı ellerimizle ifade ediyoruz. Heyecanlandığımızda elimiz terliyor veya titriyor. Sinirlendiğimizde buz kesiliyor. Kalbimiz kaynadığında ellerimiz de sıcacık oluyor.Hele konuşamayanlar işaret dilini ellerine kullanarak anlatıyorlar tüm dünyaya.

El işleriyle asırlardır kültürümüzü taşıyoruz nesilden nesile. El yazmalarıyla ta Sümerlerden günümüze tarihi anlatıyoruz.

Bir de eş sesli bir el kelimesi var.  Neden bize bu kadar yakın ve faydalı olan  organımızla aynı zamanda bize bir o kadar uzak, yabancı ve faydasız olanı da anlatıyor aynı kelime? Faydasız? Bazen de el kişi bize en faydalı kişi de olabilir , ne demiş atalarımız el elden üstündür.

Ellerinize bakın ve düşünün , düşünün ve anlamlandırın eller neden bu kadar önemli hayatınızda . Her elinize baktığınızda düşünün o elinizle neler gerçekleştirdiniz, hangi elleri tuttunuz, hangi ellere dost oldunuz ya da en yakınıyken el oldunuz?

Ben ellerime baktıkça sorguluyorum geçmişimi kendime ve başkasına nasıl dokunduğumu? Geleceğimi tasarlıyorum ellerimle neleri yıkıp neleri yaşatıp neleri yaratacağımı…

Siz de boş durmayın ellerinizle üretin; el olmayın ele ele verin, elden olmayın iletişim kurun; öğretin yetiştirin el verin.

Taze simit var!

@_atakanday_

Osman eğitim fakültesinden evvelki yıl mezun olmuş, askerliğini yapıp şehre dönmüştü. Sınavlara girmiş atamasını beklerken, eve destek olmaya simit satıyordu.

O sabah erkenden kalktı. Hızla hazırlandı üstünü giyindi, tıraş oldu. Annesinin hazırladığı kahvaltıyı keyifle yedi. Anasının hayır duasını alıp güne başladı. Seyyar arabasının tekerlerini kontrol etti, zincirini yağladı. Arabanın vitrinini parlattı. Vitrinin içini temizledi. Annesinin akşamdan yıkayıp ütüyle kuruttuğu önlüğünü beline geçirdi ve yola koyuldu.

Abdal fırınında odun ateşinde pişmiş çıtır çıtır simitlerin kokusu, tüm havayı sarmıştı. Günaydın Osman dedi fırıncı Kamil. 60 tane mi yine? Evet dedi Osman, aldığı simitlerin parasını ödedi özenle bir bir tezgaha yerleştirdi ve deniz kenarına doğru taze simit vaaarr diyerek yürümeye başladı.Sabah okula giden çocuklar, işe koşturan insanlar yollardaydı.  Bir bir simitlerini satmaya başladı.

Başı örtülü, romatizmaları olduğu anlaşılan bir kadın, zorla adım atarak iki kız torunun elini sıkı sıkı tutmuş yürüyordu. Çıtır simitlerin kokusunu alınca kızlar simit alalım mı diye sevinç ile kadına döndüler. Kadın elini cebine attı sadece 1 lirası vardı. Büyük torunun eline verdi hadi gidin alın ama bölüşün dedi. Kızlar sevinç ile koşmaya başladılar. Küçük kız önce daireyi ben ısırıcam ama, diye tutturdu. Abla olan, parayı avucunun ortasında sıkı sıkı tutuyordu.

Osman’ın yanına geldiler, amca 1 simit dedi büyük olan kız ve avucunu açıp parayı uzattı. Küçük kız sevinçle ve umutla elini uzattı. Lakin ablasının  simiti alır almaz, ağzına götürmesiyle ısırmasının bir olacağını nerden bilebilirdi. Hayal kırıklığıyla çemkirdi hani önce ben ısıracaktım diye. Ablası sinsi bir gülümseme ile simiti ona uzattı ve geri çekti. Bi kovalamaca başladı aralarında. Neyse dedi daha fazla üzmeye gelmez sonra evde cezası da var. Hevesini aldığı simiti ufaklığa uzattı. Salya sümük ağlayan küçük simiti aldı ağzına götürdü adeta çiğnemeden yuttu. :Bir yandan da seni anneanneme şikayet edeceğim diye mızıldanıyordu.

Tüm bu sahne boyunca oturduğu banktan onları izleyen kadın tatlı tatlı gülüyordu. Çocukluk işte hey gidi yıllar hey.

Osman taze simit var diye çığırarak yoluna devam etti.