Yoğurtlu lezzetler üç meze tarifi

Şu yoğurt ne güzel şeydir. Ferahlatır, besler, soğutur, tat katar. Neye ekleseniz yakışır. İster sarımsaklı ister sade. Meyvalı yoğurt dediğinizde seçenekler iyice artar, hafif bir tatlı olarak zevk ile yenir. Ayran denince onun yeri apayrı…. Yoğurt pastalara da, mezelere de çok yakışır. Börek, kek, çorba yapımında kullanılır. Daha türlü kullanım alanı vardır. Bebekler inek sütünü süt olarak tüketmeden önce mayalanmış yoğurt yerler. Ev yapımı yoğurt harika birşey.

Günlerden bir gün Nasrettin Hoca eline yoğurt mayası bakracını alıp göle doğru yola koyulmuş.
Gölün etrafında piknik yapan köylüler Hoca’ya dikkat kesilmişler.
Hoca Nasrettin başlamış yoğurt mayasını göle kaşık, kaşık çalmaya:
Köyüler şaşkınlıkla izlerken, içlerinden biri Hoca’nın yanına varmış.
– Hayırdır Hocam? Ne yapıyorsun böyle? diye sormuş.
– Göle yoğurt mayası çalıyorum, demiş.
– İlahi, hocam, hiç göle maya çalmakla göl maya tutar mı?
– Hoca Nasrettin O nüktedan cevaplarından birini daha vermiş;
– Ya tutarsa…

Nasrettin Hoca, bu davranışıyla yaşadığı toplumda olmadık işlerle uğraşan, boş hevesler peşinde koşan kişilere ders vermek istemiştir.

Alıntı adresi https://www.masaloku.net/gole-maya-calmak-fikrasi

Nasrettin hoca dan günümüze mayaladıkça olur. Ben yıllar içinde farklı yöntemler denedim. Annelerimizin usulü tencerede mayalayıp battaniyelere de sardım, küçük kavanozlarda yoğurt makinesinde de yaptım, son yıllarda orta boy kavanozlara mayalayıp, ağızlarına kağıt peçete örtüp soğuk fırına koyuyorum akşam yatmadan önce. sadece fırının lambasını açıyorum. Sabah ta ağızlarını peçete yerine kapakları ile kapatıp doğruca buzdolabına koyuyorum.

Ben bugün size yoğurtlu üç meze tarifi vereceğim.

Birincisi patlıcanlı yoğurt, ikincisi naneli yoğurt, üçüncüsü ise yağ biberli yoğurt.

Siz bu tarifler gibi başka tarifler de yapabilirsiniz mesela havuç ile ya da ıspanak ile , ben çok severim ya da kızarmış biber ile, çiğ kabak ile ya da canınız ne ister ise onun ile. Sizdeki tarifleri de yorumlarınızda benim ile paylaşırsanız sevinirim.

Hepsinin ortak paydası süzme yoğurt, sarımsak, tuz, zeytinyağı.

Naneli yoğurt mezesi

 

Naneli yoğurtta yukarıdaki malzemeye bol kuru nane ekliyoruz.

Yağ biberli yoğurt mezesi

 

 

 

Yağ biberli de közlenmiş ince ince kesilmiş yağ biberi ekliyoruz.

 

Patlıcanlı yoğurt mezesi

 

 

Patlıcanlı tarifte de közlenmiş ezilmiş patlıcan ekliyoruz.

 

 

Sonrası size kalmış, bunlar işin temeli gerisinde çeşitli baharat, kuru yemiş, meyve vbg istediğiniz ilaveleri yapabilirsiniz.

Afiyet olsun!

Zeytinli lezzetler rüya gibi geldi geçti !

Vakti zamanında, bir tohum düşmüş sarp kayaların arasında bir tepeye. Rüzgarlar esmiş, yağmurlar yağmış, güneş açmış….kış olmuş, bahar gelmiş, yaz olmuş derken güz olmuş! İnce bir fidan boy atmış durmuş. Kah susuz kalmış, kah yağmurlarla ıslanmış, kah karların altında kalmış. Gitgide toprağa kök salmış. Derken filizlenmiş. Yemyeşil dört mevsim dallarını süslemiş yaprakları. Derken uzayan dalları gölge yapmaya başlamış. Çevresine güneşte otlayan hayvanlar toplaşmış, çoban sırtını verip dinlenmiş.Açmış çıkınını, çıkartmış bir avuç zeytinini ekmeğine katık ederek doyurmuş karnını…
Sonra başlamış anlatmaya, ağaca sırtı dayalı, yanı başında uzanan Çomar’a…Çomar onun en yakın arkadaşı, en büyük sırdaşı

”…Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
Yaşamak yanı ağır bastığından.” Nazım Hikmet, 1947

Ah Çomar ah böyle derdi koca dedem, aynı Nazım gibi, yaşama sevinci böyle birşey işte…
Ama neyleyim ki bir kere tutuldun mu kara sevdaya, kolay değil be Çomar…

 “Önde zeytin ağaçları arkasında yâr
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim
Yâr yoluna dökülmedik dilleri neyleyim
Yâr yâr! Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım.
Yâr yâr
canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var.” Bedri Rahmi Eyuboğlu

Derken birşey olmuş, sanki delice zeytin çobanın dediklerini dinlemiş, anlamış ve ona derman olmak istercesine kucağına bir yaprak düşürmüş , çoban yaprağı eline almış
veee bir şarkı mırıldanmaya başlamış:

DELİCE ZEYTİN
Elbet sen de güzel olacaksın küçüğüm
Aşk güzel ediyor herseyi
Kaşların gözlerin ne güzel, bakışın ne güzel
Dert savurur sevda toplar çiçeğini

Bak bu ışık senin ışığın
Dallarına ay doğmus, delice delice zeytin
Bu bahar yine gelin olacak
Omuzunda yesil bir duvak, delice, delice zeytin Söyleyen : Ezginin Günlüğü

Çobanın içini bir sevinç kaplamış , zeytin yaprağı avucunda, ona hayatın ne kadar güzel olduğunu, yaşama sevincini tekrar hatırlatmış. Kalkmış ayağa, ıslığıyla bir az önceki şarkının nağmesini çala çala toplamış sürüsünü, Çomar önde onlar arkada köyün yolunu tutmuşlar. Delice zeytin arkalarından dallarını sallamış.
O günden sonra, çoban ne zaman hüzünlense, zeytin yaprağını avucuna almış ve şarkısını mırıldanmış.
Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine! Yazan Huli Hanım, 2017

Bu masal ile başlayan etkinliğimiz: hasat, çizme yeşil zeytin yapımı, zeytinli lezzetler ve zeytin aşı pişirme ile devam etti.

7 den 70 herkes memnun, ben de programı hakkıyla tamamlamaktan hoşnuttum.

Zeytinaşı da harika idi, tüm kursiyerlerimin ellerine sağlık.

Ayvalık usulü zeytin aşı çorbası

Hazırlama süresi 10 dakika
Pişirme süresi 30 dakika

Malzemeler:

2 soğan ince kıyılmış,
1 kase iri bulgur ya da dövme,
2 kase yogurt,
3 kaşık tarhana,
6 bardak su,
1 kahve fincanı zeytinyağı, 1 kahve fincanı çekirdeksiz yeşil zeytin,
1 tatlı kaşığı tuz,
1 tatlı kaşığı nane,
1 çay kaşığı pul biber.

Yapılışı:

Bulgur ve soğanı 5 bardak suda haşlayın. Yoğurt ve tarhanayı 1 bardak suda bulamaç haline getirip karıştırdığınız çorbaya ilave edin. Tuzunu ekleyip kaynatın. Kızgın zeytinyağında, zeytin ve baharatları kavurup çorbayı haşlayın. Afiyet olsun!

Ton Balığı Köftesi & Her zaman için dostuz

Prinkipo mezeleri İstanbul Büyükada’da meyhanesi de olan Fıstık Ahmet Tanrıverdi’nin kitabı.Henüz kendim yerine gidemedim ama eşim kitabını hediye etti ve ben de harika meze tarifleri ile bu şekilde tanıştım.

Alfa Yayınları  Fıstık Ahmet

Sizlere bu siteden onun tariflerinden bazılarını verdim, mesela zaman ve somon yazımda, daha da vereceğim…bugün ise son yarışmamıza konu olan ton balığı köftesinin tarifini yazacağım. Ben yaptım: kolay ve lezzetli! Bir ara sıcak olarak, sunabilirsiniz misafirlerinize. Mesela dostlar ile oturulan bir sofrada, fonda “Amigos para siempre” müziği eşliğinde…

Nerden aklına geldi diyeceksiniz? Son zamanlarda André Rieu konserlerinin müptelası oldum, şu an da ekranda bir görsel, işitsel şölen var “her zaman için dostuz” demek olan bu şarkıyı izlemenizi tavsiye ederim: Amigos para siempre

Son zamanlarda senfoni orkestralarının akibeti ile çeşitli söylentiler dolaşıyor. Düşünmek bile istemiyorum, o yüzden daha bir heyecan ile bekliyorum ekim ayını, Bursa’nın güzide orkestrasının sezon açılışını. Hepimiz destekleyelim lütfen: yapacağımız bir bilet alıp, eşimizi ve dostumuzu da organize ederek, kendimize haftada bir gün bir ayrıcalık yaşatmak, perşembe akşamlarımızı bir şölene çevirmek. BBDSO Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestramızı yaşatmak!

Cinderella

Bu konserler müzik dışında aynı zamanda görsel bir şölen demiştim; aynı İpek Alpan Akhtar’ın seramik bebekleri gibi, güzel ve alımlı sanatçılar, şık kıyafetleri ile sanatsal becerilerinin yanı sıra müthiş bir ambians ta yaratıyorlar. Gece bitmesin istiyorsunuz. Maestronun bageti eşliğinde, orkestra sanatçıları enstrümanlarını dile getiriyor, o harmoni ve notalar sizi o haftaki tüm stresinizden , dertlerinizden, düşüncelerinizden sıyırıyor; ruhunuz dinleniyor, serotonin seviyeniz artıyor. Müziğin evrenselliği ile farklı çağlar, farklı kültürler, farklı duygular arasında yolculuk yapıyorsunuz.

Nerden geldik buraya, her zaman için dostuz şarkısından! Umarım dinlersiniz ve duygularınızı paylaşırsınız. Ben de sizlere bu müzik eşliğinde bu yazıyı yazarken, sözü dostlar soframızdan tonbalığı köftesi tarifi ile bitirmek istiyorum. Prinkipo tarifinde ton balığı ve patatesin dostluğu da bir ayrı güzel.

Hazırlama süresi 30 dakika

Pişirme süresi 20 dakika

Malzemeler

2 adet haşlanmış patates

200g konserve ton balığı

1/2 demet kıyılmış maydanoz

1 su bardağı galeta unu

1 tatlı kaşığı karabiber

1 tatlı kaşığı tuz

Yapılışı:

Haşlanmış patatesleri bir kapta ezin. İçine yağı süzülmüş ton balığını didikleyip ekleyin. Tuz, biber ve maydanozu ekleyip yoğurun. Fırın tepsisine yağ kağıdını serin. Yoğrulmuş karışıma köfte biçimi verip galeta ununa bulayın, tepsiye yerleştirip 200 dereceye ısıtılmış fırında 20 dakika pişirin. Sıcak servis yapın. Afiyet olsun!

 

Bu yazıdaki seramik bebeği almak isterseniz aşağıdaki adresi ziyaret edin

https://hulisfunnyfoodadventure.com/urun-kategori/seramik-bebekler/

 

 

 

 

Kırmızı biber mi dedin?

  • Gittiniz mi geçen akşam yemek davetine?
  • Neler pişirmişti gelin hanım?
  • Lokum mu dedin? Huli Hanım tarifi mi?
  • Kırmızı ne ?Kırmızı biber mi dedin?
  • Ayy bu fotoğraf harika iştah kabartıyor!
  • Nasıl yapmış ki onları öyle?
  • Dur şimdi tam anlayayım, tek tek söyle…
  • Kırrmızı yağ biberi , dur bir dakika bir kağıt kalem alayım
  • E haşlamış mı onları?
  • Erimemiş mi onlar fırında? Hmmm
  • Çekirdeklerini, hmm, demek ki onları çıkartmanın püf noktası kaşık kullanmakmış öyle mi? E o bilmeyecek te ben mi bileceğim yemek blogunda yazıyor sonuçta…
  • Ama bunlar bir başka kırmızı gözüküyor
  • Bodrum pazarından mı almış şimdi anlaşıldı
  • İçine ne koymuş?
  • Garnitür yani
  • Haşlanmış mı?
  • Başka?
  • Doğru mısır ile daha güzel görünür!
  • Pişirmiş mi tekrar?
  • Nereden bulacağız Huli Hanım sosunu?
  • Huli Hanımın E- mağazasında varmıymış?
  • Haaa tarhana yapımında tarifini verdiği sos o zaman!
  • Sarımsak, yağ, şeker, tuz da mı ekliyoruz dedin?
  • E sende tek tek söylüyorsun sordukça
  • Aaaa Huli hanımın bloğuna baksam ya ben orada vardır tarif senin ağzından cımbız ile laf alacağıma
  • Varmıymış blogda harika
  • Tamam denerim ben bunu, bu cumartesi pazardan ilk iş yağ biberlerini alayım da, artık ne yapalım Bodrum pazarı gibi değil ama idare edeceğiz…
  • Ay vallahi harika olacak ağzımıza layık, lokum gibi, dişi kesen kesmeyen herkes bayılacak bu yemeğe

Evet sevgili okurum bu arkadaşın telefon konuşmasına tanık olduk , karşı taraftaki sesin neler dediğini artık siz tahmin edin 🙂 . Biz de onları yalancı çıkarmayalım hemen bu lokum gibi yemeğin tarifini yazalım!

Hazırlama süresi 20 dakika

Pişirme süresi 10 dakika

Malzemeler:

6 adet düzgün formlu kırmızı yağ biberi

1 küçük kutu mısır konservesi

1 küçük kavanoz garnitür konservesi

1 küçük kavanoz tarhana sosu ( tarif için sitemdeki tarhana yapımı yazımı okuyun https://hulisfunnyfoodadventure.com/gurbette-tarhana-corbasi-ozlenirse-ne-olur/ )

3 diş sarımsak ince kıyılmış

1 kesme şeker

1 tatlı kaşığı tuz

2 bardak su

Yapılışı:

Yağ biberlerini yıkayın ve fırında közleyin.Közlenmiş biberleri bıçak ile tek tarafından uzunlamasına yarın ve bir kaşık yardımı ile içindeki çekirdekleri boşaltın. Diğer tarafta konserveleri, rende soğan, sarımsak, tarhana sosu, şeker ve bir bardak su ile pişirin. Pişmiş sebzeyi kırmızı yağ biberlerinin içine doldurun. Yayvan bir tencerede 1 bardak su ilavesi ile 10 dakika daha pişirin. Bir delikli kepçe yardımı ile servis tabağına alın. Buzdolabında birkaç saat bekletip sofraya getirin. Afiyet olsun!

 

 

 

Miss Cindy ve patlıcan mezesi

Hani çok bilinen ve özlenen bir tadı bulursunuz ya bir yemekte, bir ortamda, bir buluşmada öylece aniden, kendiliğinden… işte Miss Cindy de öylesine bir anda kalabalığın içinden bir ışık gibi parıldayarak belirdi! Okumaya devam et “Miss Cindy ve patlıcan mezesi”

Barbunya pilakisi ve Laura

Ben küçükken televizyonda çok sevdiğim küçük ev adlı bir dizi vardı! Dizide de Laura isimli bir kız vardı: Laura iki yandan örgü yapılmış uzun güzel saçlara sahipti, hareketli ele avuca sığmaz karakterli bir çocuktu! Okumaya devam et “Barbunya pilakisi ve Laura”

Azize ve Kızılderili Şafak

Birkaç adım ilerledi, elini alnına siper etti ve seslendi Azize, anneeee!

Sabahın ilk saatlerinde tepenin hemen altında Taytoy uyanmıştı yanında Kadife ile keyiflice kuyruklarını sallıyorlardı!
Azize başta ürkek sonra cesaretli adımlarla sabah dostlarına yaklaştı, elini uzattı… yağız yelesini, derken kadife boynunu okşamaya başladı hayvanın! Okumaya devam et “Azize ve Kızılderili Şafak”

Bir dönüm noktası

Bir korku ile mi desem daha doğrusu bir tedirginlik mi ama bir yandan da müthiş bir merak ile düştüm yollara!

Neyin tedirginliği bu? Bilinmeyene gidiş mi, ayak uyduramayacak olma endişesi mi, doğal yaşamdaki börtü böcek, toprak yollar engebeler mi, yoksa bana yabancı yaşam tarzı olanların dünyasına girmek mi? Okumaya devam et “Bir dönüm noktası”

Bahçeme yıldızlar yağdı Mrs Freedom

Mısırlı mücver

Zamanın biriktirdiği ne  çok dilek varmış içimde! Uzandım önceki  gece sıcak toprağın üzerine, gecenin mavisi ve binlerce pırıltının altında yalnızlığın ve sessizliğin tadını çıkarıyorum. Başımın üzerinde bir şölen var. Kayan yıldızlar gökyüzünde, yeryüzünde biten bir hayatı simgelermiş… Okumaya devam et “Bahçeme yıldızlar yağdı Mrs Freedom”

Bodrum rüyası ve kabusu

“Zihin… Tam özgürlük alanı.” benim zihnimde de kişiler, mekanlar, lezzetler, sözler, görüntüler, sesler, dokunuşlar, kokular, peş peşe diziliyor farklı biçimlerde… mesela dün geceye gidelim! Hikayemiz bir hayal içeceği hazırlamak üzere toplanan üç ailenin hikayesi, hikayemizin adı : Bodrum rüyası ve kabusu.

Okumaya devam et “Bodrum rüyası ve kabusu”