23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!

Dünya barışı için

Atatürk’ün bizlere hediye ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!

Bu yaşıma kadar her 23 Nisan sabahı neşe dolu uyandım güne. İçimdeki çocuk hep bir sevinç ve ümit ile açtı gözlerini 23 Nisan sabahlarında!

İlkokul üçüncü sınıf, trampet takımındaydım. Haftalarca süren hazırlık sonrası büyük gün gelmişti. Annemin aldığı yeni beyaz külotlu çorapları giyip, lacivert pileli mini eteğimi, üstüme de kırmızı ceketimi giymiştim. Üniformam çok şıktı. İki sıra düğme önümde altın gibi parıldıyordu, üzerlerine de sırma ibrişim örgüler apoletlerimden halka halka sarkmıştı. Başımda al yıldızlı bayrağımızla süslenmiş miğferim, elimde beyaz eldivenler. Annem saçlarımı iki örgü örmüştü, iki yandan belime kadar uzanıyordu. Ayağıma o güne özel alınmış beyaz mes spor ayakkabılarım: işte hazırdım!

Annem, babam ve ağabeyim ile evden çıktık. Törenin yapılacağı yer , otobüs ile beş durak uzaktaydı. Camdan otobüs ilerlerken gördüğüm manzara hala zihnimde. Her yerde bir bayram havası vardı sokaklarda, çocuklar tören kıyafetlerini giymişler, büyüklerinin elinden tutmuşlar cıvıl cıvıl her yer, bayraklarla bezeli!

Tören alanına geldiğimizde, yüreğim güp güp atıyordu. O ne büyük coşkuydu öyle! Buluşma noktamıza gittik hemen. Öğretmenimiz bize enstrümanlarımızı dağıttı. Kırmızı trampetimi, kutsal bir emaneti taşır gibi özenle çapraz bandından geçirdim omzumun üzerinden, belime beyaz kemerini bağladım. İki çubuk elimde,  en öndeki bando başkanı, uzun püsküllü çubuğu olan, çocuğun komutları ile başladım vurmaya çubukları. Çıkan sesler, kalbimin güp güp sesleriyle karışık, uygun adım ilerlemeye başladık. Rap rap raprapa rap rap rap! Şeref locasının önünden geçerken çubuklarımızın ikisini sağ elimize alıp , başımız sağa locaya dönük, kolumuzu ileri uzatmamızı tembihlemişti öğretmenimiz; valiyi selamlamamız için. Ve uzun cadde bir solukta geçildi. Öğretmenimin sesini duydum hayal meyal: “tamam Hülya rahat çocuğum artık durabilirsin çok yoruldunuz”, nasıl kaptırmışsam kendimi o heyecanla…

Tören yürüyüşünün bitiminde ailelerimiz bizi bekliyordu gururla, övgüyle! Ellerinde de çok acıkacağımızı bildiklerinden yanlarında getirdikleri çörek ve kurabiyelerle.

Şimdi size o çöreklerin basit bir örneğini tarif edeceğim:

Hazırlama süresi 10 dakika

Pişirme süresi 30 dakika

Malzemeler:

1 paket milföy hamuru

1 Yumurta sarısı

Kaşar peyniri dilimler halinde

Yapılışı:

Çözülmüş milföyleri kalıplarla kesip yağ kağıdı serili tepsiye yerleştiriyoruz. Üzerlerine yumurta sarısı sürüp 180 derece fırında 30 dakika pişiriyoruz. Sonra keskin bir bıçak ile milföy katlarının ortasından sandviç gibi kesip içine kaşar dilimlerini yerleştiriyoruz. Oldu  size basit hazırlaması kolay kıtır bir çörek. Afiyet olsun!

O gün bugündür o heyecanım hiç eksilmedi, bugün bir yetişkin olarak bu duyguları çocuklarıma, çevreme aktarmak boynumun borcu, her çağdaş Türk kadını gibi.

Atamızın kurtuluş savaşı sonrası kurduğu meclis, cumhuriyetimizin ve demokrasimizin sembolü olarak nice 23 Nisan daha kutlayacak bu ülkede sonsuza kadar:

TÜRK ÇOCUĞUYUM BEN
Bugünlerin küçüğü,
Yarınların büyüğü,
Hep çalışıp öğrenen
Türk çocuğuyum ben.

Ülkesini çok seven,
Milletiyle övünen,
Hep çalışıp üreten
Türk çocuğuyum ben.

 Atatürk’ün izinde,
İlkelerinin peşinde,
Hiç durmadan yürüyen
Türk çocuğuyum ben.
                         Anonim

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir