İki renkli kurabiyeler

Sevgili okuyucum bu yazım da yarışmamızın bir diğer ikincisi sevgili arkadaşım Eren’ in, boncuk oğlu Yekta için!

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, bir yerine bir çok ülkede evi olan küçük bir delikanlı varmış. O, annesinin, babasının biricik çocuklarıymış. Öyle bir çocukmuş ki bir eşi daha yokmuş, neden mi çünkü etrafındakileri çok düşünen çok iyi bir evlatmış. Ülkelerinin kurucusu başkumandanına da hayranmış.

Ama  yaptığı işlerde hep başkalarını ön plana çıkarır kendisinin onlar kadar iyi olmadığını düşünürmüş, ben yapamam ben başaramam diye karamsarlığa kapılırmış. Halbuki  algılama gücü yüksek bu çocuk, hangi ülkedeki okuluna gitse orada çok başarılı olur, nerede olursa olsun çok iyi arkadaşlar edinir ve onlarla ne zaman iyi bir takas imkanı olsa bunu iyi değerlendirirmiş. O kadar ki herkes onun ticarete çok yatkın olduğunu o yüzden büyüyünce iyi bir tacir olacağını söylerlermiş. Mavi ayakkabıları dışında yediği yemeğe kadar her şeyi değiş tokuş edermiş.

Okumayı da çok seven bu çocuk bir gün bir kitabı okurken o kadar değişik bir hikaye okumuş ki etkisinden kurtulamamış. Hikayede :

İki ülke takımları arasında bir futbol maçı olacakmış, mavi ayakkabıları  kaybolan bir futbolcu  “Mavi ayakkabılarım olmadan  ben iyi oynayamam. Takım da kaybeder, tabii ki o ülkedekiler bizi yenerler” diyormuş.

Halbuki ayakkabıları kayıp değilmiş. Önemli olanın bir futbolcunun iyi beslenmesi , antremanlı olması gerektiğini anlaması için antrenörü onun  pabuçlarını turuncuya boyamış. Demiş ki sen her gün sebze, meyve, tavuk, balık, yumurta süt, peynir  gibi faydalı şeylerle beslenirsen maçta kullanman için sana mavi ayakkabı bulabilirim. Ama senin de o zamana kadar antrenmanlarını bu turuncu ayakkabılarla gerçekleştirmen lazım diye aslında mavi olan bir çift turuncu ayakkabıyı futbolcuya  uzatmış.

Genç sporcu bu önemli maçı kazanmak için antrenmanlarını sıklaştırmış, beslenmesine dikkat etmiş ve büyük gün geldiğinde çok formdaymış. Tek derdi mavi ayakkabılarmış, hemen hocasının karşısına çıkmış ve tam soracakken bir de ne görsün; ayağındaki pabuçlar aşınmış ve sıyrılan turuncu boyanın altından mavi renk gözükmeye başlamış…

Okuduğu bu hikayeyi heyecanla annesine anlatan bizim küçük delikanlı demiş ki marifet mavi pabuçta değilmiş anneciğim ben de bundan sonra yediklerime dikkat edeceğim! Takas yaparken faydalı yemeklerle takas yapacağım ve başarılı bir tüccar olacağım. Farklı ülkelerdeki evlerimize git geli kolaylaştırmak için sana bir uçak alacağım… böylece sohbet ederlerken annesi de ona, Huli Hanımdan tarifini aldığı, iki renkli kurabiyelerden yapmış. Delikanlı da bu enfes kurabiyeleri süt ile bir güzel yemiş. Bunu duyan Huli Hanım da çok sevinmiş. Bu masal da burada bitmiş.

Tarifi merak ediyorsanız bu kurabiyeleri yapmak için gereken:

Malzemeler:

1 yumurta

1 su bardağı mısır nişastası

2 su bardağı un

1 su bardağı pudra şekeri

1 su bardağı zeytinyağı

3 kaşık yoğurt

1 paket vanilya

1 paket hamur kabartma tozu

1 paket kakao

Yapılışı:

Kakao hariç, diğer tüm malzemeler karılır. Güzel bir hamur yoğrulur. Hamur ikiye bölünür. Bir parçası kakao ile tekrar yoğrulur. Kakaolu ve sade hamur, ayrı ayrı dikdörtgen biçiminde merdane ile yağ kağıdının arasında açılır. Sonra üst üste konup rulo yapılır. Rulo önce uzunlamasına ikiye bölünür. Sonra birer santim kalınlığında dilimlere kesilir. Yağ kağıdı serili fırın tepsisine yerleştirilen kurabiyeler, 180 derece fırında 30 dakika pişirilir.

Sert gibi duran bu kurabiyeler ağızda dağılıyor ve ağzı kapalı birkaç gün bayatlamıyor. Tabii ki o kadar bekletebilirseniz, zira bizim evde kapış kapış gidiyor. Yekta’cığım umarım sen de beğenirsin, babana buradan çok selamlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir