Diliyle görmek

Sizce dilimiz sadece tat almak için midir? Bu öykümde yemek tarifi yok onun yerine sanat ve teknolojinin bir buluşması var. Haydi okuyalım 🙂

Buse gözlerini dünyaya karlı bir günde açtı. Gözleri alan bu beyazlığın günden güne yerini ,derin bir karanlığa bırakacağını bilmeksizin… anasının memesini emdikçe , çevresi mutlulukla gülümsüyordu.

Buse büyüdükçe her sağlıklı çocuk gibi gelişti, diş çıkardı, emekledi, tay tay durdu , ilk adımını attı, ele avuca sığmaz oldu. Günlerden bir gün annesi Buseyi mutsuz gördü , ne olduğunu öğrenmek zor oldu; çocuk durumu tam tarif edemiyordu, ama birşeyler de yolunda gitmiyordu. Buse gitgide görme duyusunu kaybediyordu. Göz sinirlerine yerleşen bir virüs gitgide nöronları felç ediyordu. O doktor senin bu doktor benim, aile duyduğu her yerde çare arıyordu ama nafile… yedi yaş civarında artık dünya tamamen kararmıştı Buse için. Körler okuluna gitmeye başlamıştı, yardım almadan yaşayabilmenin yollarını öğrenmeye çalışıyordu. Aile derin bir keder içindeydi, ama yılmadan her çareyi bir umut araştırmaya devam ediyorlardı.

Buse’nin ağabeyi Suat ile aralarında 7 yaş vardı. Suat büyüyünce ünlü bir bilim adamı olup Buse’ye yeniden dünyayı gösterebilmenin hayallerini kuruyordu. Suat resim yapmayı çok seviyordu. Ünlü ressamların tablolarının reprodüksüyonunu yapıyordu. En çok ta Van Gogh’tan etkileniyordu. Kardeşine tuvale sürdüğü her rengi anlatıyor, her fırça darbesinde Buse’nin de onun ile birlikte resmin içinde bir yolculuğa çıkması için, her ayrıntıyı betimliyordu.  Buse’de bu aktarımlarda hayal gücünün sınırlarını zorluyor, adeta görüyordu. Suat çok yaratıcı bir delikanlıydı. Hayalinde bir düzenek tasarlıyordu kardeşi için. Öyle ki Buse gözleriyle göremese de, diliyle herşeyi görecekti. Bu fikir Suat’ta dayanılmaz bir motivasyon yaratıyor, sürekli araştırıyordu. Böylece üniversite yıllarında bilimin ışığında bu hayalini nasıl bir teknolojiyle gerçekleştireceğini daha da netleştirdi. Asistanlık ve doçentlik yıllarında kurduğu ekiple araştırmaları hızlandı. Buse diliyle görecekti. Yapılan çeşitli denemeler sonrasında düzeneği Buse’de denemeye karar verdiler.

Buse’ye konuyu açmaya can atıyor, ama ya bir başarısız olur da onun hayallerini yıkarsa diye de, bir taraftan büyük bir endişe yaşıyordu. Sonunda karar verildi, büyük gün planlandı. Suat herşeyi defalarca baştan gözden geçirdi. Buse’yi üniversitenin laboratuarına getirdiler.

Buse’nin kalp atışları sıklaştı. Sonunda tekrar dünyası aydınlanacaktı. Anne ve baba yanlarında dua ediyorlar, hepsi nefesini tutmuş olacakları ümit ile bekliyorlardı. Önce Buse’nin alnına dürbün görünümünde özel bir kamera takıldı. Her iki eline de birer joyistik verildi. Joyistiklere bağlı kablolar bir propta birleşiyordu. Suat hazır mısın dedi , rengi bembeyaz olmuş kardeşinin kucağına eğilerek, başaracağız dedi ve probu Buse’nin diline yerleştirdi. Tam karşısına da Dali’nin bir tablosunu koydu.

Düzenek çalışma prensibine göre, kamera tabloyu pixel pixel tarıyor, nümerize ettiği görüntüleri , joystik vasıtasıyla dildeki proba darbeler şeklinde yolluyordu. Araştırma ekibi beynin arka korteksinde bulunan görme merkezine, nöral ağlar sayesinde beynin tepe korteksindeki dokunma merkezinden sinyalin aktarılabildiğini keşfetmişlerdi. Böylece dile gelen darbeler bu yolla görme merkezini uyarıyor ve Buse dili aracılığıyla görebiliyordu. (brain port)

Tablonun yukarıdan aşağıya her karesini tarif edebiliyordu Buse. Masmavi bir gökyüzünde ayın silueti belirmiş, kavak ağaçları gökkubbeyi delercesine uzanmışlar hafif rüzgar ile salınıyorlar. Adaleli bir büste sahip boyun damarları çıkmış adamın kafasında bir zaman gür olan saçlarının yerinde şimdi boydan boya bir çatlak var. Sağdan vuran ışığın sayesinde göğüslerinin ucunun gölgesi uzuyor. Göğsünün ortasında yaprakları dökülmüş kökleri ortada bir ağaç var.Tam karın bölgesi kalın bir duvar şeklinde bir dehliz kahverengi bir kapıya açılıyor. Arkasında belki de bir “labirent”

“Diliyle görmek” için 4 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir