Dipsiz karanlıklarda gelen aydınlanma

@_atakanday_

Vücudunu bir tüy kadar hafif hissediyordu. Suyun tatlı salınımlarında ana rahminin rahatlığı vardı. Nefesini doyasıya içine çekti ve sonsuz derinliğe daldı. Bu bir son değil bir başlangıçtı. Bilinmeyene doğru bir yolculuktu.

Dün gece tavan arasında teker teker elden geçerken okşarcasına anılarını tazeleyen objeleri, hayat ne çok şey biriktirmiş demişti kendi kendine… Oysa şimdi herşey sıfır çizgisindeydi, yalın, serin, belki biraz karanlıktı çevresi, ama içi heves doluydu.

Yeniden monotonluğun ötesine geçmek, yeniden keşfetmek, bilmedik alemlere gitmekti bu dalış. Tek başına, tüm güvencesi kendisi, geri dönüş yolu yok, sadece ilerlemek vardı… ama ne aramak için. Karanlıkların içindeyken kendi içindeki ışığı aramaktı belki de , çoktan silikleşmiş sönmeye yakın o ışığı.

Kendini keşifti bu; toplumdan, medeniyetten, maddiyattan uzağa bu yeni sistemin kurallarını keşfetmekti. Birbirine dost ve düşman kim bilir nice canlı olacaktı burada da?  Nasıl barınacaktı, nasıl kabul ettirecekti kendini onlara?

Olsun yeni bir başlangıçtı bu: özgürlüğe kavuşmaktı. Yaşamın karmaşasından, ihanetlerden, yalanlardan, suçlamalardan, maskelerden kurtulmaktı… Yavaşça süzülürken dipsiz karanlığa doğru gözlerinin önünden bir bir geçti ailesi: eşi nerede olduğunu merak edip arayacak mıydı onu, çocukları farkında olacaklar mıydı gittiğinin, yaşlı babası hatırlayacak mıydı ona içini döktüğünün? Ya en yakın arkadaşları?

Yok yok herkesin kendi yolu ayrıydı. O şimdi arkasını dönmüştü tüm bunlara! Yeni dünyasında yeniden yer edinecekti. Belki buradakiler de severlerdi onu kim bilir. Onlara anlatırdı yukarıdaki aydınlık dünyanın ne kadar da karanlık bir yüzü olduğunu…

Oysa gerçek aydınlığın insanın içinde olduğunu biliyordu o ! “Yeter ki bunun farkında olsun kişi ve diğerlerinin hayrına kullanmak niyetinde olsun” dedi, kendi kendine.

Tam bunları hayal ederken yanından hızla bir karaltı geçti! Bir an ürperdi ama işin zevki burada değil miydi? Derken bir karaltı daha, bir tane bir tane daha…bir sürünün içindeydi adeta, kendini yalnız sandığı o anda etrafı binlerce canlı ile kaplanmıştı…peki ya gerçek miydi bu olanlar? Yoksa bilinçaltının ona oyunları mıydı?

Sımsıkı yumduğu gözlerini korkuyla araladı: odasındaydı , yatağın öteki köşesine kıvrılmış yatan eşi ile birlikteydi, içerden babasının anlattığı hikayeler ve neşe içinde gülüşen çocukların sesleri geliyordu. Yeni bir güne uyanmıştı işte, yeni bir başlangıça!

Kış aylarında portakal 🍊 yemeği ihmal etmeyin

“Dipsiz karanlıklarda gelen aydınlanma” için 4 yorum

  1. Hülyacığım, kutlarım,çok güzel yazmışsın.Akıcı bir dil ve betimlemelerini çok beğendim.

  2. Çok güzel, çok yeteneklisin,ifade tarzın çok iyi,çok beğendim..tebrik ederim..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir