Dün Gece Kına Fırtınasında Pembe Kısır Yedik

İki ayrı diyarda, iki ana, iki güzel kız dünyaya getirmiş. Kırkı çıkınca kınalar yakmışlar bebeklere, uğuru olsun diye… derken bu güzel bebekler büyümüş, emeklemiş, yürümüş. Anaokul, ilköğretim derken lise bitmiş. Kınalı kuzular, memleketlerinden ayrılıp başka diyarlara üniversiteye gitmişler, ikisi de birbirlerinden habersiz ve iş aramaya başlamışlar

Aynı yıllarda gene iki ayrı diyarda, iki yağız oğlan dünyaya gelmiş, iki ayrı ailede. Onlar da büyümüşler ,sünnet kınaları yapılmış, derken askere gitme çağına gelmişler kınaları yakılmış. Anaların yüreği hop hop, askerlik te bitmiş hayırlısıyla ve bu iki yağız delikanlı da iş aramaya başlamışlar.

Kader ağlarını örüyormuş bir taraftan, bir düz bir ters. Dört genç de aynı fabrikada işe girmişler, birbirlerinden habersiz, farklı yıllarda. Anaların kınalı kuzuları böylece iş arkadaşı olup tanışmışlar.

Taratataammmm Eros sahneye çıkmış! Kalplerine bir aşk düşmüş gençlerin, adeta  aşk gözlerini kör etmiş!

Kına pastası

Aynı Eros un hikayesinde olduğu gibi :

“Aşkımızın sırrını kalbinde taşıdığın sürece mutlu olacaksın” demiş EROS “Beni görmeyi aklından bile geçirme, kim olduğumu yada kimin oğlu olduğumu öğrenme, bilmeden tanımadan beni körü körüne sev..senden gizlenen şeyleri öğrenmeye çalışarak mutlu olma fırsatını elinden kaçırma.”Ve PSYKHE de bunu kabul etmiş. EROS ‘u görmeden kim olduğunu bilmeden körü körüne sevmiş. Birlikte çok mutluymuşlar.

Bizim dört genç de, aynı Eros ve Psykhe gibi çok mutluymuşlar, sonunda evlenmeye karar vermişler.

Kına adetlerimiz

Teklifler yapılmış, sözler kesilmiş, nişan yüzükleri takılmış, evlilik günleri alınmış. Ve deee Huli Hanımın bahçesinde, kınaları yakılmış. Huli Hanım dört bir aleme haber salmış kına eğlencemiz var diye! Gece dememiş gündüz dememiş, hazırlıklar yapmış. Kına merasimi için mumlar hazırlamış, kınaları küçük paketlere koymuş, kızlara kına bindallısı giydirmiş hayalinde ve bu hayalinden kitaplar basmış, pastalar yapmış, pembe kısırlar hazırlamış.

Huli Hanım, Eros’un annesi Afrodit gibi güzel bir kadınmış, bir de güzel huyu varmış: her yıl 21 nisanda kına merasimi düzenlermiş yıllardır, aynı fabrikada tanışıp evlenen gençlere, tıpkı yıllar önce kendisine yapıldığı gibi… bu kına merasimleri gırgır şamata, kız oğlan karışık, büyük eğlence şeklinde olurmuş.

Allı pullu yemeniler

Tebdili kıyafet yapmayı seven Huli Hanım,  bizim dört gencin kınasında, Afrodit gibi Psykhe’yi kıskanan kaynanaları canlandırmak için, özel bir kostüm giymiş … bir süpürge bağlamış beline, cadı gibi hızla süpürgesine binip uçmak için, bir kese bağlamış yine beline, gelinleri hamama gitmiş gibi terleteceğini belirtmek için; aynı Afrodit’in Psykhe’ye yaptığı gibi :

“PSYKHE’ YE yapmadığını bırakmamış Afrodit, önce bir sürü tahılın içinden tane buğdayları ayırtmış (neyse ki karıncalar yardımına koşmuş), sonra da gidip altın koyunların tüylerini kırpmasını istemiş( bu vahşi koyunları kırpması ve yünlerini eğirmesi için çoban yardımcı olmuş ve öğlen hepsini kavalıyla uyutmuş ). Son olarak da Hades’in karısı Persephone’den büyülü makyaj kutusunu almasını ama ne olursa olsun kutunun içine bakmamasını söylemiş. Maalesef PSYKHE bir kez daha merakının gazabına uğramış ve zor da olsa alabildiği kutunun içini açıp bakmış, kutunun içindeyse gözle görülebilir bir şey yokmuş; sadece ölüm uykusu.”

Bir de maşa bağlamış beline, kaynanaların eli maşalıdır demek için.

Kına hatırası

Her ne kadar bu söylenceler varsa da, tüm kaynanalar bir ana, tüm gelinler de bir kız olduğundan gerçek hayatta kaynana gelin çekişmesi basit iletişim kurallarıyla o kadar da abartılacak bir şey değilmiş aslında , bu canlandırmalar da eğlenceye eğlence katmak içinmiş, son bir kez Eros’un okuyla gözleri kör olmuş gelinler için…

İşte Huli Hanım, kostümünü esinlendiği bu mitolojik öyküden de feyz alarak , bu hikayeyi yazmış… adını da : kına fırtınası koymuş, sabaha karşı yazarken, akşamki kına eğlencesinden hatıra kalan, kınalı elleriyle!

Ve tüm kalbinden, gençlere mutluluklar dileyip hediye etmiş bu anıları kendince: ister beğensinler, ister beğenmesinler bu hikayeyi,  ister kıskansınlar ister kıskanılsınlar, ama bir ömür karşılıklı saygı, hoşgörü ve sevgi ile mutlu yaşasınlar!

Bu arada pembe kısır duymamış olanlara tarifini verelim belki deneyip severler:

Hazırlanışı 1 saat

Malzemeler:

3 su bardağı kısırlık buğday kaynar suyla ıslatılıp süzülmüş

2 su bardağı pancar turşusunun suyu

1 su bardağı zeytinyağı

Pancar, ve hıyar turşusu küp küp doğranmış

1 kutu haşlanmış mısır

1 kutu haşlanmış kırmızı meksika fasulyesi

1 demet dereotu yıkanıp doğranmış

Kimyon, pul biber, kuru nane 1er tatlı kaşığı

Yapılışı:

Kapalı kapakta demlenmiş bulgurun içine diğer tüm malzeme karıştırılır arzuya göre daha ekşi olsun istenirse nar ekşisi ile servis yapılır.

“Dün Gece Kına Fırtınasında Pembe Kısır Yedik” için 2 yorum

  1. Evlatlarımızın kınalarını da böyle birlikte, neşeyle, huzurla yapmayı diliyorum.Yüreğine,bileğine sağlık Huli Hanım:)

  2. Taraftardaysam, on kat ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş, biri Huli hanıma, biri kınalı gelinlere, biri yağız damatlara.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir