Ihlamurlu hatıralar

Cebindeki küçük şişeye dokundu ve gülümsedi genç kız!

Haftalar öncesinden bir Huli Hanım etkinliğine kayıt oldu arkadaş tavsiyesi ile…Kimdi bu Huli Hanım ? Yam yam mıydı, Huliler ne demekti, bu bahçe de neredeydi?.

Günler geçti ve beklenen gün geldi. Yeşil mi yeşil bir bahçeye geldi, kuşlar ağaçlarda cıvıldıyordu. Zeytin ile Susam neşe içinde hoş geldin diye koşuşturarak ilk karşılamayı yaptılar. Sonra güleç yüzlü bir kadın başında gri beresi, üzerinde kırmızı önlüğü ve güler yüzü ile onu karşıladı. Huli Hanım bu olmalıydı. Daha önceden gelen konukların yanına davet etti Huli Hanım kendisini.

Güzel müzikler eşliğinde, masadaki punch kasesinden bardağına doldurduğu serin içeceği yudumladı genç kız ve damağına yayılan tatları çözümlemeye çalıştı. Ihlamur, tarçın ve limonun serin birlikteliği ile ıhlamurlatayı keşfetmişti işte! Katılımcılar toplanmıştı.

Huli Hanım önlerine çeşitli yapraklar koydu. “Bilin bakalım ıhlamur yaprağı hangisi?” dedi. Biz buraya sınava mı geldik …. dedi içinden ve tek tek çeşit çeşit yaprağı eline aldı, inceledi kokladı… bilemedi, zaten bilinecek gibi de değildi; çünkü ıhlamur yaprağı henüz dalından koparılmamıştı!

Hemen yanı başlarındaki heybetli ağacın dalından kopardıkları yaprak, kalp biçimindeydi. Huli Hanımın etkinliğine katmak istediği, sıcak ortamın sembolü şeklinde , kalp biçiminde bir yaprak. Biraz damarlı, arka yüzü gümüşi beyaz… bu minik bilmecenin ardından sıra, ıhlamur hakkında bilgilenmeye ve  likör yapımına geldi.

Camdan bir fıçının içinde “maserasyon” dönemini sonlandıran ıhlamurlar duruyordu.

İmece şeklinde başladılar işe: önce güzel kokulu ve harika bir renge kavuşmuş olan alkolü süzdüler. Ortaklaşa karar verdikleri su, meyve şurubu karışımının dozunu ayarlayıp, ıhlamurlu alkol ile karıştırdılar musluklu cam fıçının içinde.

Sıra geldi işin en eğlenceli tarafına: şişelemeye. Tek bir damlayı ziyan etmeden,  müstakbel likörlerini Huli Hanım logolu şişelerine koymak için, genç kız endüstri mühendisliği bilgileri ile bant usulü yerleşimi kurdu ve görev dağılımını gerçekleştirdi.

Hummalı bir çalışmada, genç küpeli bayan kağıttan huniler yaptı, sütveren kadın şişelerin kapaklarını açtı ve kağıt hunileri şişelerin ağzına yerleştirdi, Huli hanım her bir şişeyi doldurdu küpeli bayan ile birlikte. Genç kız da itina ile kapaklarını sıkıca kapattı şişelerin. Genç delikanlı şiirlerini hazırlamakla meşguldü. Büyükanne sevimli bebeği kucağında hoplatıyordu. Yediden yetmişe herkes mutluydu.

Bu çalışmanın ödülü olarak, sıra ıhlamurlu diğer lezzetler ile tanışmaya gelmişti. Masada tek tek yerlerini aldılar ıhlamur yaprağı sarması, ıhlamurlu kek ve ıhlamurlu dondurma, yanında da ıhlamurlu bu defa hafif alkolize tatlı punch ile gel keyfim gel. Şiirler okudular, fotoğraflar çektiler.

Güzel bir yaz akşamında, güzel bir ortamda, güzel insanlar yeni tanıştıkları arkadaşları ile şimdi bir sabır dönemine girdiler. 3 ay bekleyecekler ve ilk şişelerinin tadına bakacaklar, tabii ki izlenimlerini grup ile paylaşacaklar…. Sonra bir 3 ay daha geçecek ve ikinci şişelerinin tadına bakacaklar ve mukayeseli olarak anlatacaklar aldıkları lezzeti, kokladıkları kokuyu… ve Huli Hanım bu paylaşımları heyecan ile bekleyecek!

Genç kız cebindeki küçük şişeye tekrar dokundu ve gülümsedi…!

“Ihlamurlu hatıralar” için 1 yorum

  1. Hülyacım ıhlamur yaprağı yarışması sonuçlandı mı? Kutlama mı yaptınız

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir