Madame Rose ya da Rosita’dan “baklaa at bir taklaaa”

Zeytinyağlı bakla

Osmanlı sarayında beyaz bir rus kadın yaşardı. Sözü dinlenir ağır başlı bilge bu kadının etrafında sanki beyaz bir hare vardı. Aurası çok yüksek bu kadının çevresi hiç boş kalmazdı.

Geleceği okuyabilen bu kadın etrafında dolaşan enerjileri çözümleyebiliyordu. Negatif enerjileri pozitife döndürebilen kadının sadece garip bir huyu vardı! Ara ara çın çın çınlayan bir ses ile “baklaaaa at bi taklaaaa” diye bağırırdı….

Saray erkanının giyim kuşamını o düzenlerdi. Erkeklerin fesinin püskülünden kadınların yazmasına kadar tüm aksesuarları o tasarlardı.

Madame Rose

Kendisi ise sadece pembe giysiler giyer ama ağırbaşlılığını hiç bozmazdı. Çevresindekiler bu yüzden ona Madam Rose derlerdi.

Geceleri ise tenceresinin iki kulbunu tutar sallar da sallar hoplata hoplata garip hareketler yapardı. Ve tabii ki “baklaa at bi taklaaa” diye heyecan içinde şarkılar söylerdi.

Bir gece onun ne yaptığını merak eden Eftalya onun odasına gizlendi ve arkasından tam da tenceresinin içini görecek şekilde Madam Rose’un seremonisini izlemeye koyuldu veeee olup bitenlere inanamadı.

Tencerenin içinde baklalar hoplarken , aralarından kulağında büyük pembe pullu küpeleri, başında pembe ama yanaklarındaki allıktan daha pembe, boynunda pembe postişi ile bir direkten aşağı vamp hareketlerle döne döne inen, sonra aniden akılları baştan alan bir kahkaha ile kıvrak bir harekette fileli çorapları olan bacaklarından birini kulak hizasına kaldırıp şuh bir şekilde pembe ruju ile büyüttüğü dudaklarından seyircilerine öpücükler yollayan bir kadın belirdi!
Eftalya neye uğradığını şaşırdı. Madam Rose o sırada “Rozitaaaa”, ” baklaaa”, “at bi taklaaa” çığlıkları ile transa geçmişti.

Eftalya usulca kapıya yöneldi ve çaktırmadan sessizce dışarı süzüldü ve hemen gördüklerini Carmene anlatmak üzere yola koyuldu.

Carmen de duyduklarına inanamadı ve iki arkadaş bu işin sırrını çözse çözse Huli Hanım çözer diye karar verdiler ve doğruca onun yanına gittiler!

Huli Hanımın evinde de tesadüf bu ya zeytinyağlı bakla yemeği pişiyordu ve o da neşe ile tencereyi iki kulbundan tutup baklaları havaya zıplatıyor hiç kaşık kullanmadan sebzeleri kavuruyor bir taraftan da “baklaaa at bi taklaa” diye bağırıyordu.

Huli Hanım kızlara Madam Rose un sırrını açıkladı. Meğerse Madam Rose gençliğinde “mikser” lakaplı kötü bir adam tarafından kötü yola düşürülmüş saf bir kızmış. Onu o bataktan hocaların “Hakan”ı bir hoca kurtarmış, Rosita olan adını Rose olarak değiştirmiş ve onu bir bostancının yanına vermiş, güzel Rose orada bostandan topladığı baklalarla bakla falı bakmaya başlamış ve herşeyi bilen üçüncü gözü açık olduğu için bu bilgelikle saraya kadar ünü yayılmış ve padişahın gözdesi olarak baş falcı olmuş daha sonra da şimdiki görevi olan Giyim kuşam tasarımcısı ve danışmanı olmuştu.
Huli Hanım kızlara pişirdiği bakladan hemen birer tabağa koydu.
Siz de bu güzel yaz yemeğini pişirmek isterseniz tarifi aşağıda ama lezzetin sırrının da kaşık değdirmeden “baklaa at bi taklaaa” şeklinde bağırmak olduğunu sakın unutmayın.

Hazırlama süresi 20 dakika
Pişirme süresi düdüklü öttükten sonra 20 dakika

Malzemeler:

1 kg bakla
1 soğan rendesi
3 diş sarımsak
1 kesme şeker
Zeytinyağı
Tuz
Unlu su
Dereotu

Yapılışı:

Baklalar kenar kılçıkları alınarak ayılanır ve kararmamaları için her biri yıkanıp unlu suya atılır. Düdüklü tencerede zeytinyağı ve soğan börttürülür, baklalar ve sarımsaklar eklenerek tencere iki kulbundan hoplatılır. Tüm baklaların yeşili iyice canlı bir hale gelince, sırasıyla şeker, tuz ve üstlerini tam örtmeyecek şekilde unlu su ilave edilir. Önce yüksek ateşte düdüğü ötünce altını kısıp 20 dakika pişirilir. Soğuyunca üstüne dereotu ve yanında yoğurt ile servis yapılır. Afiyet olsun!

Bu öyküdeki seramik bebeği almak isterseniz aşağıdaki adresi ziyaret edin

https://hulisfunnyfoodadventure.com/urun-kategori/seramik-bebekler/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir