Martı ve Balık çorbası

Dursun Reis

İdris’in yaşlı bir babası vardı Dursun Reis. Ah o gençliğinde ne yaman bir adamdı. Denizleri geçer, fırtınaları aşar, sabahın 4 dünde teknesine biner ağları atar, martılarla konuşurdu. O martılardan bir tanesi vardı ki ona  ilk gençlik yıllarından beri arkadaşlık ederdi.

Dursun  Reis kıyıdan uzaklaşmaya başladığında martı takanın üstünde pikeler yaparak onu selamlar , açık denizlere yol aldıkça kanat çırpıp İdris’e eşlik ederdi. Uzun günlerde İdris’in en yakın dert ortağı bu martı idi. Dursun ona parasal sorunlarını, platonik aşklarını, hiç sevmediği tembel insanları, dedikodu yapanları şikayet eder, martı da çığlıklarıyla ona evet seni anlıyorum der gibi karşılık verirdi.

İşte o yıllarda Dursun günlerden bir gün Fadime’ye sevdalandı.  Fadime köyün en okumuş kızı idi. Nerde bir boş vakit bulsa yanında taşıdığı Huli Hanımın masal kitabını açar okumaya devam ederdi. Fadime ürkek bakışlı masmavi gözlü uzun sarı saçlı, entarisi çiçekli basmadan uzun boylu bir kızdı.

Fadime birgün deniz kenarında kayalıklara oturmuş kitabını açmadan önce yanında getirdiği çıkından kuşlara ekmek atıyordu. Balıktan dönen Dursun’un teknesini de her zamanki gibi arkadaşı martı takip ediyordu. Kız o tek başına uçan martıya seslenerek bir lokma ekmek attı. Martı çığlık atarak teşekkür etti. Dursun sesin geldiği yere baktığında o mavi gözlere gönlünü bir bakışta kaptırdı.Artık martı ortak arkadaşları idi. Birbirleriyle hiç konuşmamışlardı henüz ama Dursun’un yüreği güp güp atıyordu, martı da ona yardımcı olmak için Fadime’den haberler getiriyordu.

Dursun bir türlü Fadime’ye açılamıyordu, sonunda bir gün cesaretini topladı bir kağıda sevgisini anlatan bir pusula yazdı ve bunu da martının pençesine bağlayarak Fadime’ye yolladı. Vee duyguları karşılıksız değildi. Martı sevinçle kanatlarını çırpıp durumu Dursun’a müjdeledi. Sonra aile geleneklerine göre kız istendi, nişan derken düğün yapıldı. Martı gagasıyla taşıdığı pirinçleri bolluk bereket olsun diye genç çiftin başlarına yağdırdı durdu.

Bu evlilikten İdris ve kız kardeşi Fatma doğdu. Dursun ve Fadime onları Huli Hanımın masalları ile büyüttüler. İkisi de büyüdüler dürüst, adaletli sevecen ve merhametli iki insan oldular. Geçen yıllar boyu martı ailenin etrafında adeta koruyucu bir melek gibi dolaştı. Dursun’a dar zamanlarında iyi bir dinleyici oldu. Uzun deniz seferlerinde Fadime’ye Dursun’dan haber getirdi.

Yaşlanan martı bir gün öleceğini bilir gibi Dursun’a veda etti ve hızla kanat çırparak ufka doğru gözden kayboldu.

O günden sonra Dursun durgunlaştı, bir daha denizlere açılmaz oldu, her gün elinde oltası deniz fenerinin dibine gider oturur ufka bakar martısından haber beklerdi. Yaz kış yağmur çamur demeden, Fadime de sefer tasına sıcak balık çorbasını koyar Dursun’un yanına gider ona yarenlik ederdi. Bu sevgi ile hazırlanmış sıcak çorba durgun yaşlı balıkçının hüzünlü gözlerini parıltıyla doldurur yıllardır katlanarak artan sevgilerinin sözcüklere dökülmeyen aktarımı olurdu.

Gelin biz de bu çorbanın tarifini Fadime’den alalım.

Siz de sevdiklerinize bir tas ile tüm güzel duygularınızı aktarın.

Hazırlama süresi 1 saat

Pişirme süresi 30 dakika

Malzemeler:

Beyaz etli büyük bir balığın yarısı

1 litre su

2 kereviz

1 patates

1 soğan

1 domates

1 tutam tane karabiber

2 defne yaprağı

1 tatlı kaşığı tuz

1/2 kahve  fincanı zeytinyağı

1 limon

1 yumurta

Yapılışı:

1 litre suda balığı karabiber, tuz ve defne yaprakları ile kaynatın. Etler didiklenecek kadar yumuşayınca suyunu süzün, içine tüm sebzeleri rendeleyin ve kaynatın, etleri didikleyip ekleyin. Tuzunu, yağını ve yumurta limon suyu ile yaptığınız terbiyesini ekleyin. Sıcak servis yapın. Afiyet olsun!

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir