Pıtırcık ve arkadaşı portakal peltesi keyfinde

Portakal peltesi keyfi

Bir varmış bir yokmuş Pıtırcık ve arkadaşı 3 gün tatilden istifade yabancı diyarları gezip görmeye gitmişler. Dünyaca meşhur madeni bir kulenin tepesine çıkmış ve maalesef hava kapalı olduğu için saatlerce bekledikleri kuyrukta geçen zaman da boşa gitmiş bir şey görememişler.

Ama bu kule (1-kuleni adı ne sizce?) yüzyıllardır şehrin sembolü olmuş. Kule ticari açıdan şehre turist çektiği gibi, şehrin her noktasından da nirengi noktasıymış. Pıtırcık ve arkadaşı yürüyerek şehri dolaşmayı tercih etmişler (2-hangi şehir bilebilecek misiniz acaba?). Gittikleri heryerden kulenin bir ucunu ya da tümünü görmüşler. Oturdukları bir kafede (3-bilin bakalım kafenin adı neymiş?) yedikleri portakal peltesine bayılmışlar (4-tarifini tahmin edebilecek misiniz bakalım?).

Kule onlar için o şehrin sembolü olmanın yanı sıra medeniyetin, özgürlüğün, sanatın, kültürün de sembolüymüş. O kulenin altında yaşayan insanlar trafikte bekleşirken başka ülkelerde olduğu gibi birbirlerinin önüne geçmeye, kornaya sonuna kadar basmaya kalkışmadan hoşgörü ve sabır içinde trafiğin açılmasını bekliyorlarmış.

Bu şehirde insanlar fikirlerini özgürce savunabiliyormuş, yaşam tarzları yüzünden birbirlerine mahalle baskısı uygulamıyormuş, öte yandan kız erkek eşitmiş. Bir genç kız veya yaşlı bir hanım gecenin bir saatinde tek başına ya da grup halinde sinemaya, konsere, tiyatroya gidebiliyormuş; bir kaldırım kahvesinde oturup bir içecek eşliğinde şehrin tadını çıkarabiliyormuş. Kimse bakışlarıyla etrafı taciz etmiyormuş.

Her gün her mahallede var olan çeşitli galeri, fuar alanı, konser salonu ve gösteri merkezleri doluymuş. Ve insanlar sanatçılara saygılı öyle bazı başka yerlerde olduğu gibi salona geç gelip, sanatçı alkışlanırken kaçar gibi arkalarını dönüp saygısızca salonu terk etmiyorlarmış.

Metroda, trende, otobüste, durakta kafede insanlar birbirlerini göz hapsine tutmak yerine çantalarından çıkardıkları kitabı okuyorlarmış.

Şehir öte yandan mimari yapısını ve planlı halini koruyormuş, dörtbir yanı orman ve parklarla çevriliymiş. İnsanın gözü gerçekten yeşile doyuyormuş.

Pıtırcık ve arkadaşı, burada harika üç gün geçirmişler. Uçak kalktığında metal kuleye bakıp tüm bu sembolleri bir bir düşünüp o güzel şehre veda ederken bir gün gelecek bizim yaşadığımız yerlerde de bu değerler bilinecek, toplumda hoşgörü ve görgü hakim olacak mı acaba bunun için biz kendi payımıza ne yapabiliriz diye düşünerek ülkelerine geri dönmüşler ve var güçleriyle bu hayalleri gerçekleştirmek için derslerini çalışıp sınıflarını geçmeye ve vakitlerini topluma faydalı ve kendilerini geliştiren işlere ayırmaya adamışlar. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.

 

“Pıtırcık ve arkadaşı portakal peltesi keyfinde” için bir yorum

  1. Kulenin Adı:Eiffel Kulesi
    Şehir :Paris
    Kafenin Adı:??Kule Kafe olabilir mi ?
    Tarifin Adı:Portakal Peltesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir