Pıtırcık Bulgurlu Pazı Sarması Pişiriyor

Bulgurlu pazı sarması

Bir varmış bir yokmuş asmaların salkım salkım üzüm verdiği güneşi bol bereketli toprakları olan güzel bir diyar varmış. Bu diyarda Pıtırcık isimli kızıl saçlı bir kız yaşarmış. Yöresel yemeklerin hayranı olan bu kız topladığı asma yaprajklarından sarma sarar konuya komşuya dağıtırmış. Günlerden bir gün sardığı sarmalarda bir sürpriz yaşamış. Kendisi ne de güzel oldular diye düşünürken Pıtır gelmiş tencereden yeni pişmişlerinden ağzına bir tane atmış ve bu ne damar damar kılçık dolu böyle sarma yapacaksan hiç yapma demiş.

Bu olaya üzülen Pıtırcık: “Ne yani onca sarmamı yedin hepsi güzel oldu onları lüpletirken bir şey dememiştin , şimdi bir problem oldu diye böyle de kaba mı davranılır… ben bir sarma daha yapayım da gör bakalım  o sözleri bir daha sarfedebilecek misin?” diye düşünerek gitmiş Pazar yerinden bağ bağ pazıları almış eve gelmiş.

“Gene mi sarma geçen sefer ki gibiyse hiç yemem” diyeceksin amma ağzına atınca da daha isteyeceksin, işte o zaman ben de soracağım sana hani “böyle sarma yapacaksan hiç yapma” demiştin ne oldu diye…

Bu hışımla bir çırpıda pazı yapraklarının uzun saplarını kesmiş, güzelce yıkayıp sirkeli suya koymuş, Pıtırcık. İçinden de : harika olacak bu sarmalar pek te körpeymiş pazılar ” diye seviçle konuşuyormuş.

Öte tarafta iç malzemesini hazırlamaya başlamış pazılar mikroplarından arınırken.

4 soğan rendelemiş.

1 çay bardağı zeytinyağında soğanları pembeleşinceye kadar kavurmuş.

1 domatesi rendeleyip içine katmış.

1 avuç kuru nane, 1 tutam yenibahar, 1 tatlı kaşığı tuzu eklemiş.

1 su bardağı su ekleyip bir taşım kaynatmış.

1 su bardağı ayıklanmış köftelik bulguru da ilave edip bulgur suyu çekene kadar pişirmiş.

En sonunda da 6 sap dereotunu incecik doğrayıp eklemiş karışıma ve tencereyi ağzı kapalı kenara koymuş.

İçinden bir kaşık ta ağzına atmış tabii: “ellerime sağlık pek te leziz ” demiş.

Başka bir tencereye su doldurup 1 çorba kaşığı da tuz atıp içine ocağa koymuş kaynayınca pazı yapraklarını soğuk suda çalkalayıp atmış kaynayan suya azıcık yumuşayınca hemen delikli kepçe ile süzerek çıkarmış kenara. Hepsi bitene kadar aynı işlemi uygulamış.

Hayalinde Pıtır’ı canlandırmış :” II ben yemem sarma ağzıma diken diken damara tövbee”, ” sen bilirsin ben yerim komşular da bayılacak, böyle sarma ne duyduk ne gördük ne yedik diyecekler” diye düşünmüş.

Tek tek yaprakların damar kısımlarını ayıklayıp bir tatlı kaşığı iç malzemeden koyup muska biçiminde sarmaya başlamış. Kalın tabanlı bir tencereye yan yana dizip tümünü sarıp itinayla yerleştirmiş. Üzerine 1 bardak su ekleyip, 1 limonun suyunu da gezdirmiş ve geniş bir tabağı da sarmalar açılmasın diye ters çevirip üstlerine kapatmış. Tencerenin de kapağını kapatıp önce bir taşım kaynatmış. Sonra kısık ateşte yaklaşık yarım saat pişirmiş. Tencereyi ateşten alıp soğumaya bırakmış.

Başlamış akşam olunca sofrayı hazırlamaya. İçinden de ” Pıtıııır haydi sofraya gel”, “hayır ben gelmem yemem sarma demedim mi!”, “Sen bilirsin sarmam ile kendimi rezil mi edeceğim” deyip hayalini sürdürmüş. Şöyle ki gece acıkan Pıtır usulca ayak parmaklarının ucuna basarak mutfağa gelmiş, tencereden bir sarmayı ağzına atmış merakla… tam o sırada Pıtırcık mutfağın lambasını açtığı gibi : “hani yemem diyordun, ne oldu, yoksa çok mu beğendin?”, ” evet ya harika olmuş kardeşim bunlar ellerine sağlık, seni üzdüğüm için özür dilerim” diyormuş.

Gerçekten de sofraya Pıtır’ı çağırmış, ablasını çok üzdüğü için suçluluk duyan Pıtır koşarak gelmiş sofraya beraberce yemeklerini yemişler…Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir