Kıymalı makarna

“Vakti zamanında bir ülkede genç bir kadın engel tanımaz bir şekilde hürriyet aşkıyla kendi bildiği doğrularda ilerlemeye başlamış. Özgürce attığı güvenli adımlarla dimdik ayakta durmuş, zorluklarla mücadele etmiş, yokluğa katlanmış, uzun yollar yürümüş kafasına koydukları uğruna mücadele etmiş.

Günlerden bir gün gönlünü kaptırdığı yakışıklı bir prensle karşılaşmış. Her şeyin anlamını onda bulmuş. Etrafın itirazlarına rağmen herkes siz farklısınız dese bile o prensiyle mutluymuş ve sonunda evlenmişler. Güzel günleri paylaşmışlar. Hayatı doyasıya yaşamışlar, görüş ayrılıkları yokmuş. Güzel çocuklar dünyaya getrmişler onları besleyip büyütmüşler.

Evlerinde birlikteliklerini taçlandıran bir kupa varmış. En baş köşede  durur ümitsizliğe, karamsarlığa kapıldıkça onu parlatırlar, yeniden pozitif enerji ile dolarlarmış. Lakin bir gün o kupa hiç beklenmedik bir şekilde yere düşmüş ve yamulmuş. Gene baş köşede göz önündeymiş ama artık o kupa eski kupa değilmiş. Darbesi olduğunu en bombe yerinde ikisi de biliyormuş.

Sizce ne karar vermişler? Darbeli de olsa onu korumaya… Doğrusu bu muymuş bilinmez. Yapılacak şey belki de onu kaldırıp atmakmış. İbret olsun ders versin diye tutmak  ta varmış. Onlar ikincisini tercih etmişler. Bir süre idare etmişler. Ama artık o darbe gitgide göze batar olmuş. Sanki içlerinde büyüyen bir ur gibi. Tedavi etmesi denenen ama nafile yıllar geçtikçe ur daha da büyüyüp dejenere olmaya başlamış. Her yeni umut boşa gitmiş. Artık o ura bir neşter darbesi gerekliymiş.

Önce bir biyopsi yapmışlar, çok ta zararlı değil diye karar vermişler ama olmamış, olamamış. Artık gerçek operasyon için ertelenen günler anlamsızca vakit kaybından öteye gitmez olmuş. Bir gün tüm cesaretlerini toplayıp o ur ile yolları ayırmanın zamanının geldiğini biliyorlarmış ama onla da yaşamaya alışırız demişler, öğrenebilmişler mi sizce?

Ur sessizce derinden arada bir sızlayarak, arada bir alev alev yanarak, zonklayarak , içlerine acı düşürerek varlığını hatırlatıyormuş. Ta ki o güne kadar, o gün geldiğinde gözü karartmışlar ve opersayon için yola koyulmuşlar…gerisini siz getirin…Gönül ister ki onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine diyelim!”

Herhalde akşam yemeğinde kıymalı makarnayı fazla kaçırdım tüm gece kabus gibi yukarıdaki rüyayı gördüm masal mı kabus mu bilemedim… Neyse ben size makarnamın tarifini vereyim; ama siz siz olun ölçüsünde bırakın herşeyi!

Hazırlama süresi 40 dakika

Malzemeler:

1 paket burgu makarna

Haşlamak için bir tencere su, 2 kaşık tuz, 1 kaşık yağ

1/2 kg kıyma

1 kırmızı yağ biberi küçük doğranmış

1/2 demet dereotu ince kıyılmış

1 soğan rendesi

1 domates rendesi

1 tatlı kaşığı tuz

1 çay kaşığı karabiber

1/2 çay bardağı zeytinyağı

Yapılışı:

Kaynayan suya makarnaları atın arada bir karıştırarak altı kuvvetli ateşte ve tencerenin kapağı açık , makarnalar yumuşayıncaya kadar pişirin. Sonra kevgirden geçirip soğuk suyla çalkalayın. Tencerenin dibine zeytinyağının yarısını , tuz koyup kızınca makarnaları ekleyip alt üst edin bir kaç dakika altı kısık demlendirip sonra tencereyi ateşten alın.

Öte tarafta bir tavada kalan zeytinyağında sırasıyla soğan, yağ biberi, kıyma ve domatesi pişirin. İçine tuz, karabiber ve dereotunu koyun. Sıcak makarnanın üstüne kıyma ekleyerek servis yapın. Afiyet olsun!