Tiyatro ve Kütüphane sevgisi

Portakal kabuğunda kek demeti

Çocukluğumun en keyifli anılarından biri tiyatroya gitmek, diğeri de kütüphanede kitap okumaktı…

En şık kıyafetlerimizi giyer, oyun saatinden önce koltuklarda yerimizi alırdık. Annem, kendi örüp kalıpladığı şapkasını başından çıkarmaz, neden deyince de “adap böyle” derdi.

Işıklar karardığı an dünyamız da değişirdi. Ben, olup biten hiçbir olayı kaçırmamak için, pür dikkat dinlerdim aktörlerin, aktrislerin konuşmalarını. Tabii büyüyen yaşımla birlikte, oyunların türü de değişirdi. Ama haftasonları anne kız en güzel paylaşımlarımızın sıcaklığı hiç değişmedi.

Kimi zaman Kenterler tiyatrosu, kimi zaman Atatürk Kültür Merkezi Sahnesi, kimi zaman Muhsin Ertuğrul Sahnesi , bazen Şehir Tiyatroları, bazen de Bakırköy Cep Sahnesi… Kimi artık rahmetlik olmuş, o müstesna sanatçıları izleyebilmek ne büyük ayrıcalıktı bizim için.

Bursa ‘ya geldiğimde Ahmet Vefik Paşa Devlet Tiyatrosunun, ki Türkiye’nin ilk tiyatro salonudur, var olması yaşadığım kentte ne gurur verici oldu benim için anlatamam o yıllarda!
Diğer güzel anılarım ise Bakırköy Çocuk Kütüphanesi, Taksim Kent Kütüphanesi, Fransız Konsolosluğu Taksim Kütüphanesi, British Council Beyoğlu Kütüphanesidir.

Kitap sevgisi bana annemden ve rahmetli dedemden geçmiştir. Kendisi yolda yürürken, bir ufacık yazı görse yerde, durup onu eline alır ve okurdu. Ailemizde kitap en güzel hediye olarak öğretildi bize.

O zamanlar kütüphanemizdeki kitaplar arasında muhakkak çocuk klasikleri, dünya masalları , Atatürk’ün Nutku bulunurdu. Babam Mehmet Akif’in şiir kitabını bize yüksek sesle okurdu. Annemin cep harçlıkları ile, gençliğinde fasiküller halinde alıp sonra ciltlettirdiği kitaplara, hazine gözüyle bakardık.

Kitap cildi tamiri bilmek, önemli bir özelikti. Arkadaşlarımızdan ödünç aldığımız kitapları ilk iş kaplardık ki, zarar görmesin, kirlenmesin. Okulda ders kitaplarımızı temiz kullanıp bir sonraki sene alt sınıflara verirdik.

Trende, otobüste hep çantamdan çıkartıp okuduğum bir kitabım olurdu, hala da var. Ne mutlu bize ki ailelerimiz bize, sanat ve edebiyat zevki aşılamışlar. Git gide yozlaşan dünyada, bunlar insanı ayakta tutan güzel tutkular.

Bugün hem dünya tiyatrolar günü hem de kütüphane haftasının ilk günü. Ben de bunu kutlamak için, benim klasik kek tarifimin sunumunu değiştirip kendimce bir buket çiçek yaptım ve tüm yazar, şair, senarist ve tiyatro sanatçılarına armağan ediyorum…

Günümüz kutlu olsun, kitap aşkı ve tiyatro sevgisi hiç bitmesin. Yeni nesiller bu sevgiyi içlerinde hissederek, daha da büyütsünler diyorum.

“Tiyatro ve Kütüphane sevgisi” için bir yorum

  1. Benim de cocuklugum Ankara da ,gencligim Bursa ve universite hayatım Istanbul da gecti…ben de ozellikle Ankara Devlet Opera ve Bale si hayranıydım…Hatta ki bale secmelerine katılıp ki ; orada ”olabilir… ” denmiş ama,torpille tanınmıs TRT spikerinin kızı onume gectigi icin elenip; bunu bir kuskunlukle ansam da ; cocuk operaları ve orotoryalar cok farklı renk olusturmustur hayatımda..VE Bursa ; artık aileden gibi olan devlet sanatcılarının hicbir oyununu kacırmak istemezdik..hele ki Setbası n da oturuyor olmak buyuk sanstı elimizde..Hala da Nilufer Belediyemizin duzenledigi renkli sanat dunyasına her yonuyle organizasyonlarla (ufaklı, buyuklu) kacırmamaya calısarak ;arkadaslar arasında fahri Nilufer Sanat Danismanı )) olarak dillendirilmişimdir…))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir