Zeytin ile Susam’ın 14 Şubat masalı

Bir varmış bir yokmuş. Çok kötü insanların yaşadığı bir şehirde, iki masum canlı varmış! Dört ayaklı, koca kuyruklu, koca kafalı , uzun burunlu, güzel gözlü, uzun tüylü bu canlılar, çocukların dostuymuş. Çok sevimli olan bu canlılara, köpek adı verilirmiş.

Aileler çocuklarına hediye olsun diye, bu köpekleri satan tüccarlardan parayla bunları satın alırlar,  bir müddet sever ilgilenir sonra yok masrafı çok, ilgilenmeye vaktim yok, çok havlıyor, komşular şikayet etti, falancayı ısırdı, taşınacağız, çok tüy döküyor, etrafı kemiriyor, çocuklar büyüdü ve bunun gibi bir takım bahanelerle bu sevimli köpekleri başlarından atarlarmış.

Bizim masalın kahramanı kara ve boz renkli köpekler de, bu şehrin farklı yerlerinde, küçük çocuklu ailelerin evinde büyümüşler. Ama gel gelelim kader ağlarını örmüş! Boz renkli köpeği, eve yeni bebek gelecek diye bir gün arabaya koydukları gibi evden uzakta, deniz kenarında bir yolda salıvermişler sokağa. Zavallı köpecik önce arabanın arkasından koşmuş, yetişemeyince yürümüş yürümüş dere tepe düz gitmiş, aç kalmış susuz kalmış, sonunda bir barınağın yakınlarında, iyi kalpli bir amca ile karşılaşmış.

Amca onu tasmasından tutup, getirmiş iyi kalpli insanların gönüllü çalıştığı barınağın kapısına kadar. Bizim boz köpecik orada kendi gibi terk edilmiş diğer köpeklerin haline çok üzülmüş. Her ne kadar karnı tok, tepesinde bir çatı olsa bile kendini çok mutsuz hissediyormuş. Barınaktaki iyi kalpli yönetici onu neşelendirmek için her şeyi denemiş ama boşuna…Köpecik evini ve küçük çocukları çok özlüyormuş, gene onlarla birlikte oyuncaklarla oynamak istiyormuş. Gözü hep kapıdaymış belki ailesi pişman olur ,onu almaya gelir diye, ama ne gelen varmış ne giden!

Şehrin başka bir tarafındaki, kara köpeğin hikayesi daha da kötüymüş. Bir gün ailesi meşgulken, gizlice kaçmış yuvasından gezip geri gelirim, burada durmaktan bacaklarım tutuldu diye. Koşa koşa giderken yolda pirzola kemikleri görmüş, durmuş onları yemeğe… arkasından kötü bir adam, çuvalı kafasına geçirdiği gibi onu kaçırmış. Getirmiş bir apartmanın ışık görmeyen bodrum katına. Ne görsün kara köpecik: o depo gibi yerde kendi gibi, birçok köpek tıkış tıkış bir arada, aç  ve susuz!

Meğerse onları kaçıran tinerciler, onları satıp para alıyorlarmış. Havlayıp yerlerini belli etmesinler diye de, zavallı hayvanları sürekli dövüyorlarmış 🙁

Mahallede garip sesler duyan ve birşeyler olduğundan şüphelenen bir çocuk durumu karakola bildirmiş. Neyse ki polis köpeklerin imdadına yetişmiş. Tinerciler hapse ,köpekler de barınağa. Gene barınağın melek gibi kalbi olan yöneticisi hepsini kucaklamış, onlara yer vermiş, yemek vermiş… ama 3000 köpek bu, kaderleri benzer, hangi biri ne kadar mutlu olabilirlermiş ki. Kimi hasta , kimi kaza geçirmiş. Veteriner tedavi etmeye çalışıyormuş ama imkanlar kısıtlıymış…

Neyse bir gün bir aile eski köpekleri öldüğü için barınaktan sahiplenmek için köpek istemeye gelmişler. Kimsenin beğenmediği kara köpeciği ailenin genç kızı çok sevmiş. Yalnız kalmasın diye de yanına arkadaş bizim boz köpeği getirmiş barınaktaki görevliler. O üzgün hayvanlar sevildiklerini anlayınca nasıl mutlu olmuşlar nasıl, kimse inanamamış.

Hemen genç kıza sarılıp arabaya binmişler, uzun bir yolculuk sonucu yeni yuvalarına gelmişler. Onları orada, ailenin genç oğlu bekliyormuş. Bir bayram havası esmiş, koşmuşlar, oynamışlar beraber. Yol yorgunluğu ile birlikte o gece mutlu bir şekilde uyumuşlar.

Ertesi sabah ailenin reisi onları köpüklü şampuanlarla bir güzel yıkamış yardımlaşarak gençlerle. O eski görüntü yok olmuş tüyler taranmış , yeni renkli tasmalar takılmış mis gibi olmuşlar. Köpeklerden çekinen evin hanımı bile adları Zeytin ve Susam konan bu sevimli dostları Huli Hanımın bahçesinde ağırlamış.

O gün bugündür  Zeytin, Susam ve evin gençleri arasında tutkulu bir sevgi ilişkisi sürüp gidermiş. Onlar ermiş muradına gençler ermiş muradına, Huli hanım da bu 14 Şubat sevgililer gününde Susam, Zeytin ve gençlerin sevgililer gününü kutlamak için yapmış Huli Hanımın meşhur kreplerinden hepsi bayıla bayıla yemişler!

Darısı sizin başınıza çocuklar. Yumun gözünüzü dilek dileyin, bir gün sizin de böyle sevimli, sadık dostlarınız olsun diye…

Dileyen aileler lütfen sahiplendirme başvurusu için aşağıdaki linki tıklayınız:

Sahiplendirme sistemi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir